İçeriğe geç
SchoolMap — Türkiye’nin okul rehberi

Motivasyon bir nevi aşı gibidir; sadece başarıyı getirmekle kalmaz, engeller karşısında öğrenciyi dirençli kılarak okul stresine karşı korur

Giriş

Bir öğrencinin sınıfa girdiğinde gösterdiği ilgi, karşılaştığı zor bir problem karşısındaki azmi veya sınav sonrası gösterdiği tutum, sahip olduğu motivasyonun türü ve derinliğiyle doğrudan ilgilidir. Motivasyon, homojen bir kavram değildir; her öğrencinin "yakıtı" ve bu yakıtın "menzili" farklılık gösterir. Eğitimcilerin ve ebeveynlerin, öğrencileri sadece "tembel" veya "çalışkan" olarak etiketlemek yerine, motivasyonun hangi boyutunda desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını anlamaları kritik bir önem taşır. Bu yazıda, motivasyonun çeşitlerini ve bu alandaki güncel verileri derinlemesine inceliyoruz.

Motivasyonu Ne Şekillendirir?

Öğrenci motivasyonunu farklı açılardan sınıflandırabiliriz:

İçsel vs. Dışsal Motivasyon: İçsel motivasyon kendi öğrenme merakı, ilgi ve tatmin duygusundan gelir (örn. öğrenci fiziği sever çünkü evreni anlamak hoşuna gider). Dışsal motivasyon ise ödül, not, takdir, ceza korkusu vb. dış etkenlere dayanır (örn. ailesi kızmasın diye çalışır, burs almak için yüksek not ister). İdeal olan, içsel motivasyonun temel, dışsalın destekleyici olmasıdır. Kimi zaman her ikisi de harmanlanabilir: Bir öğrenci hem öğrenmeyi seviyor hem de takdir belgesi almak istiyor olabilir.

Akademik vs. Sosyal Motivasyon: Bazı öğrencilerin motivasyonu ders başarısına yöneliktir, bazılarınki ise okulda sosyal kabul görmeye, arkadaş bulmaya yöneliktir. Sosyal motivasyonu yüksek ama akademik motivasyonu düşük bir öğrenci, sadece kulüp aktivitelerine hevesli olabilir ama derse ilgisiz kalabilir. Bu ikisini dengelemek gerekir. Grup çalışmaları, proje sunumları gibi etkinlikler hem sosyal hem akademik motivasyonu bir araya getirebilir.

Kısa vadeli vs. Uzun vadeli Motivasyon: Kısa vadeli motivasyon, yaklaşan bir sınav, bir ödül töreni gibi yakın bir olaya hazırlanmak için olabilir. Uzun vadeli motivasyon ise, belirli bir kariyer hedefi (doktor olmak istiyorum, o yüzden çalışıyorum) veya genel bir öğrenme sevgisine dayanır. Sadece sınav odaklı sistemler, öğrencileri kısa vadeli motivasyona odaklayıp sınav geçince motivasyon düşmesi yaratabilir. Biz uzun vadeli, kendi kendine yeten öğrenenler yetiştirmek istiyoruz.

Başarıya Yönelik (Performans) vs. Öğrenmeye Yönelik (Mastery) Motivasyon: Daha önce değindiğimiz gibi, birisi “100 almak, birinci olmak” odaklı, diğeri “öğrenmek ve kendini geliştirmek” odaklı. Bu bir tür boyut sayılabilir. Her öğrencide ikisi birden olabilir ama hangisinin baskın olduğunu fark etmek önemli. Performans odaklı öğrenci risk almaktan kaçınabilir (kaybeyme korkusuyla), öğrenme odaklı öğrenci ise risk alabilir (deneme yanılmayla öğrenir çünkü).

Özgüven düzeyiyle bağlantılı motivasyon türleri: Bazı öğrenciler yüksek özgüvenle motive şekilde derse katılırken, bazıları düşük özgüven yüzünden motive olamaz (çünkü yapabileceğine inanmıyor). Bu ikisi boyut değil de etken gibi ama motivasyon çeşitlerini etkiler. Özgüveni düşük ama aslında istekli bir öğrenci “nasılsa yapamam” diyerek motivasyon göstermez; bu tipte önce öz-yeterliğini yükseltmek gerekir.

İlgi alanına göre motivasyon: Öğrencilerin ilgi duydukları dersler/alanlar vs. duymadıkları var. Bir çocuk tarih okumaya bayılır ama fen dersine zorla girer. Bu durumda motivasyon ders bazında değişiyor. Burada öğretmenlerin o ilgisiz oldukları alana ilgiyi nasıl çekeceği ayrı bir sorun. Farklı öğrenme stilleri de burada devreye girer. Bu belki motivasyon boyutu demesek de, “ders/alan bazlı motivasyon” diyebiliriz.

Okul aidiyeti ve öğrenci motivasyonu

Yani motivasyonu yüksek ve kendine güvenen öğrencilerin notlarının anlamlı derecede daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Sabit vs. Bu inanca sahip öğrenciler motivasyonel olarak daha avantajlı çünkü çabayla bir şeyleri değiştirebileceklerine inanıyorlar.

Aidiyet hisseden öğrenci motivasyona daha açıktır çünkü kendini okulun parçası görür.

Velilerin eğitime ilgisi: Dezavantajlı yerlerde velilerin inisiyatif almadığı, öğretmen istemezse görüşme başlatmadığı bulgusu vardı. Bu dolaylı olarak o bölgelerde öğrencilerin motivasyon desteğinin düşük olabileceğini gösterir (çünkü aileden itici güç gelmiyor demektir). Bunu not edebiliriz belki.

Sonuç

Motivasyon bir nevi aşı gibidir; engeller karşısında öğrenciyi dirençli kılar. Okulun sadece ders anlatılan bir yer değil, bir aidiyet merkezi haline gelmesi, içsel motivasyonu besleyen en büyük güçtür. Öğrencilerin bireysel farklılıklarını, zihniyet yapılarını ve sosyal ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşım, akademik başarının kapısını doğal bir şekilde aralayacaktır.

Görüşlerinizi paylaşın

Bu yazıya ilişkin öneri, soru veya düzeltmelerinizi bize iletebilirsiniz.

İletişime geçin